26 Ağustos 2014 Salı

Kaplıcalar Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir ?


Kaplıca tedavisinde günümüzde tam bir bilinçsizlik örneği gözlenmektedir.Bilinçsiz ilaç kullanımının henüz önlenemediği ülkemizde ki yılda 100 milyar liraya yakın ilaç tüketilmektedir.Kaplıca tedavisinden şifa arayanlar,suyun özelliğini bilmeden,bir hastalığına iyi gelecek diye,kendinde varolan bir başka hastalığa aldırış etmeden kaplıcaya gitmektedir. Örneğin;romatizmal bir hastalıktan şikayetçi olanlar,kalp veya damar hastalığını ikinci plana itip kaplıcadan yararlanma yolunu aramaktadır.Bu durum hasta üzerinde sonu iyi olmayan tablolar ortaya çıkarmaktadır.

O nedenle halk,asırlar boyunca edindiği bazen iyi,bazen kötü sonuç veren tecrübelerden kurtulmalıdır.Ayrıca kaplıcadan bir başkasının tavsiyesi ile sonuç beklenmemelidir.Bütün gelişmiş ülkelerde bir asıra yakın süreden beri kaplıca tedavileri ilmi araştırmaların süzgecinden geçirilmekte.Maden sularının tedavi edici özellikleri hastalık çeşitlerine göre bilimsel rakam ve ölçülerle ortaya konmaktadır.

Bugün kaplıca tedavisiyle uğraşan bilim adamları ''En iyi maden suyu veya en iyi kaplıca yoktur.Belirli hastalıklara uygun kaplıca vardır.'' tezini savunarak, kaplıcalara bilinçsiz yönelişi önlemeye çalışmaktadır. Örneğin;kanlarında kolestorin adı verilen bir kısım yağın yüksek olduğu hastalarda kaplıca kürü,kolestorini düşürücü bir etki gösterirken,kolestorini düşük olan hastalarda aynı kür tehlikeli bir yüksekliğe ulaştırmaktadır.Yani kaplıca tedavisi çoğu zaman insan bünyesine göre değişen farklı etkiler gösterebilmektedir.Ortam değiştirirken yeni ortama uyum sağlanması insandan insana değişmektedir. Kimisi yeni ortama hemen uyum sağlar,kimisi hiç alışamaz.İşte kaplıca kürü de böylesine yeni bir ortamdır.O nedenle kaplıca tedavisinin hastaya iyi gelip gelmeyeceği,konunun uzmanı bir doktorun kararıyla belirlenmelidir. Doktor,banyoda olması gereken sıcaklık derecesini,kalma süresini,kaç banyo alınması gerektiğini tespit ederek,hastasına tavsiyelerde bulunacaktır.

Kaplıca kürlerinde halk arasında yaygın olan yanlış inançlar vardır.Bunlar bu konudaki bilinçsizliğe iyi bir örnek oluşturmaktadır.Örneğin;su ne kadar sıcaksa o kadar şifalı olacağı kabul edilmektedir.Ya da banyo içinde ne kadar ne kadar uzun süre kalınırsa,o kadar çok yarar sağlanacağı sanılır.Bunlar son derece hatalı bilgilerdir.İçme kürlerinde de durum aynıdır. Özellikle mide, bağırsak, karaciğer, safrakesesi ve böbrek hastalarının içmelere çok sık gittikleri gözlenmektedir.Bu hastalar kısa sürede iyileşmeyi sık olarak bu sudan içmeye bağlarlar.Karaciğer ve safrakesesi tembel olan bir hastada aynı zamanda bir kalp kifayetsizliği bulunabilir.Ancak kaplıcadakii sudan ''at dozu'' denilen aşırı miktarda içtiği takdirde,bu hastada bir kalp krizi tablosu ile karşılaşmak mümkündür.

Kaplıcaya gitmeden önce neden bir uzman doktora görünmeli?Örneğin;Omuz ağrısından şikayet eden ve doktora danışmadan kaplıcaya giden üç hasta düşünelim.Ağrının nedeni olarak birinde romatizma,ikincisinde iltihap, üçüncüsünde ise kalp yetersizliğinin omuza vuran ağrısı olsun.Aynı yerde ve aynı şekilde kaplıcadan yararlanmak isteyen bu üç hastadan romatizmalı olanın ağrıları geçecek,ikinci hastanın ağrıları artacak omuzu şişecek,üçüncü hastanın ise hayatı tehlikeye girecektir.

O halde hangi hastalıkların hangi devresinde kaplıcaya gidilir sorusunun cevabını aramak gereklidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder